A- KAFKAS HALKLARI
Önce, konuyla ilgilenmemiş olanları göz önüne alarak Kafkasya, Kafkas halkları ve dilleri hakkında kısa da olsa bir açıklama yapmakta yarar gördüm.
1- KAFKASYA NERESİDİR?
Basit bir tanımla Kafkasya, Hazar Denizi’nden Karadeniz’e uzanan Kafkas sıradağları ile, kuzeyde Kuban ve Terek nehirlerini, güneyde ise Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan bölgelerini içine alan coğrafi bütünlüğün adıdır.
2- KAFKASYA HALKLARI
Kafkasya, halklar ve diller ülkesidir. Tarihin en eski çağlarından beri hem nüfus almış, hem nüfus vermiştir. Bu alış veriş savaşlar, göçler ve sürgünler şeklinde olmuştur. Kafkasya halklarının bir kısmı yerlidir, bir kısmı da değişik zamanlarda başka yerlerden gelmişlerdir. Bunlar da Kafkasya’nın yerlisi olmuşlar ve ortak bir kimlik oluşturmuşlardır.
Güney Kafkasya halkları Lazlar, Sıvanlar, Gürcüler, Azeriler ve Ermenilerdir.
Kuzey Kafkasya halkları ise şunlardır:
a-Yerli Halklar:
1- Abhazlar
2- Adıgeler (Çerkesler)
3- Çeçenler ve İnguşlar
4- Dağıstan Halkları
– Avarlar (Moğol asıllı Avarlarla karıştırılmamalıdır)
– Lezgiler
– Laklar
– Tabasaranlar
– Ve başkaları
b- Dışardan Gelenler:
1 – Asetinler (Osetler-Alanlar): Hint-Avrupa kökenli
2- Karaçay ve Balkarlar: Asya Kökenli (Türk kökenli)
3- Negaylar: Asya Kökenli (Türk kökenli)
4- Kumuklar: Asya Kökenli (Türk kökenli)
5- Ruslar ve Kazaklar (1864 Rus istilasından sonra gelenler)
3- KUZEY KAFKASYA’NIN SİYASAL DURUMU
Bugün için Kuzey Kafkasya, Rusya Federasyonu’na bağlı sekiz cumhuriyet halindedir. Kendi alfabeleri, okulları, yayın organları vardır, yani kültürel özerkliğe, kısmen de siyasal özerkliğe sahiptirler. Yöneticilerini kendileri seçerler.
Bu cumhuriyetler Karadeniz’den Hazar’a kadar şöyle sıralanmıştır:
1- Abhazya Cumhuriyeti
2- Adıge Cumhuriyeti
3- Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti
4- Kabartay-Balkar Cumhuriyeti
5- Osetya Cumhuriyeti
6- İnguşetya Cumhuriyeti
7- Çeçen Cumhuriyeti
8- Dağıstan Cumhuriyeti
4- ÇERKESLER KİMDİR?
“Çerkesler” diye birilerinden söz edilir, ancak bunların kim oldukları, nereden geldikleri, niçin geldikleri hakkında pek bir şey bilinmez. Hatta, Çerkes olanların çoğu da bu bilgiden yoksundur. “Çerkes” adı dışarıdan verilmiş bir addır. Onlar kendilerine kendi dillerinde Çerkes demezler, “ADIGE” derler. Çerkes adının onlara kimler tarafından verildiği kesin olarak bilinmiyorsa da, Karadeniz’in Kafkasya kıyılarında M.Ö. 827. yıllardan itibaren koloniler kurarak yaşamış ve uzun süre Çerkeslerle ticaret yapmış ve kültürel ilişkilerde bulunmuş olan Grekler (Yunanlılar) tarafından verilmiş olduğu çeşitli kaynaklarda yazılmaktadır. Bu ad Türkiye’de “Çerkez ya da “Çerkes” şeklinde kullanılmaktadır. Araplar, “Çerakes”, Avrupalılar “Cirreassian” derler.
Çerkesler, başka yerden gelip Kuzey Kafkasya’ya yerleşmiş değildir, oranın yerli halkıdır, yani Çerkeslerin anayurdu Kuzey Kafkasya’dır. Kuzey Kafkasya’nın Karadeniz kıyılarından itibaren Çeçenistan ve Osetya’ya kadar uzanan bölgesine Çerkezistan ya da Çerkesya denilirdi. Hazar Denizi’ne kıyısı olan doğu bölgesi Dağıstan’dır.
İşgalden sonra Ruslar, Çerkeslerin çoğunluğunu (%90) Osmanlı ülkesine sürgün edip yerlerine Rusları ve Kazakları yerleştirdiler. 1917 ihtilalinden sonraki siyasal yapılanmada Çerkezistan’ı Adıge, Çerkes ve Kabartay şeklinde üç bölgeye ayırdılar. Yukarıda açıklandığı gibi Adıge ile Çerkes zaten aynı anlama geliyor, Kabartay da Çerkeslerin bir kabilesinin adıdır. Amaç Çerkes kimliğini yok etmekti.
Çerkesçe (Adıgece), Kafkas Dilleri grubuna girer, Avrupa, Asya, Arabistan dilleriyle ya da başka bir dille ilgisi yoktur. Ses sayısı fazladır. Örneğin Türkçede 29, Çerkescede 58 ses bulunmaktadır. 1818-1824 yılları arasında Çerkesler arasında bulunmuş olan Fransız De Marigny, Çerkesya Seyahatnamesi adlı kitabında “Çerkesçe çok zor ve değişik bir dildir” demektedir. Yine 1837-39 yılları arasında Çerkesya’da üç yıl kadar yaşamış olan İngiliz Jackes S. Bell de, bu konuda şöyle demektedir: “Çerkesler bu toprakların yerlisidir, dilleri aynıdır. Kendilerine özgü bir eğitim sistemleri vardır.”
İngiliz John F. Baddele, Rusların Kafkasya’yı İstilası ve Şeyh Şamil başlıklı kitabında konumuzla ilgili olarak şu bilgileri vermektedir: “Kafkasya halklarının kökeni ve yapıları konusu, hayranlık verici ve çözülmesi en zor bir problemdir. Stabon, kitabında Kafkas dillerinin sayısını 70 olarak verirken Plinius 300 olduğunu belirterek, ‘Biz Romalılar, Sohum’daki işlerimizi 130 tercümanla sürdürmek zorunda kalıyorduk’ demektedir. Arap gezgini El-Aziz Doğu Kafkasya’ya ‘Diller Dağı’ adını vermiş ve 300 dil konuşulduğunu söylemiştir. … Kafkas Dilleri hakkında henüz son söz söylenmedi. Kafkasyalılar, dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen çok sayıdaki kabilelerden ve ırklardan oluşmaktadır ve bunlar çok çeşitli diller kullanmaktadırlar. … Karadeniz’le Hazar arasında uzanan Kafkaslar, tarih boyunca ülkeleri işgal edilen halkların sığınma yeri olmuştur. Bu durum, Kafkasya’nın coğrafi konumundan ve fiziksel yapısından kaynaklanmaktadır.”
Kuzey Kafkasya, tarih boyunca birçok saldırılara uğramışsa da bunlar kalıcı olamamıştır. Ancak Ruslar tarih sahnesine çıktıktan sonra Kafkasyalıların amansız düşmanı olmuş, aralıklı olarak yüzlerce yıl süren, giderek sıklaşan ve şiddetlenen savaşların sonunda Kafkasyalıların gücü bitmiş ve işgal 1864’te tamamlanmıştır.
Bugün Türkiye’deki Çerkes sayısı, anayurt Kafkasya’daki Çerkeslerin on katı kadardır. Çerkesçe, Kafkasya’da yazı dili olduğundan varlığını sürdürmektedir. Ürdün ve İsrail Çerkesleri de kültürel kimliklerinin korunması için devletin teşvik ve desteğini görmektedirler.
B- KAFKAS DİLLERİ
1- DİLLER HAKKINDA GENEL BİLGİ
Kafkas Dillerine geçmeden önce dünya dilleri hakkında bilgi vermek yararlı olabilir. Arkeolojik yöntemlerle ortaya çıkarılan ilk yazılı belgeler, bundan birkaç bin yıl öncesine aittir. Tarih boyunca bazı diller, savaşlar, istilalar ve göçler nedeniyle kaybolmuştur. Dünyada bugün varolan dillerin kökenleri kanıtlanabilmiş değildir. Ancak dilbilimciler çeşitli ölçüler kullanarak dilleri karşılaştırmakta ve akrabalıklarını ortaya çıkarmaya çalışmaktadırlar. Diller buna göre sınıflandırılmakta, ses yapısı, kelime yapısı, gramer yapısı ve kelime sayısı gibi ölçüler kullanılmaktadır.
Bugün için dünyada dört bin kadar dil olduğu kabul edilmektedir. 1970 yılında dört milyarın üstündeki dünya nüfusuna göre önde gelen 20 dil ailesi şunlardır:
Dil Ailesi | Nüfus | |
Hint-Avrupa | 2.000.000.000 | |
Sine (Çin)-Tibet | 1.040.000.000 | |
Nijer-Kenge | 240.000.000 | |
Afre-Asya | 230.000.000 | |
Avustralya | 200.000.000 | |
Dravyan | 140.000.000 | |
Japon | 120.000.000 | |
Altay | 90.000.000 | |
Avustralya-Asya | 60.000.000 | |
Kore | 50.000.000 | |
Tai | 50.000.000 | |
Nilo-Sahara | 30.000.000 | |
Güney Amerika (Ameridyan) | 25.000.000 | |
Ural | 23.000.000 | |
Miao-Yao | 7.000.000 | |
Kafkas | 6.000.000 | |
Hint-Pasifik | 3.000.000 | |
Koisan | 50.000 | |
Avustralya Yerlileri | 50.000 | |
Paleo-Siberya | 25.000 | |
Genel Toplam | 4.314.125.000 |
(Kaynak: David Crystal, The Cambridge Encyclopedia Language, 1987)
Yukarıdaki rakamlara göre Türkçe’nin dahil olduğu Altay Dil Ailesi 90 milyon nüfus ile 8. sırada yer almaktadır. Kafkas Dil Ailesi ise 6 milyon nüfusla 16. sıradadır.
Dil aileleri yerine en çok konuşulan diller esas alınırsa sıralama şöyle olmaktadır:
1- Çince : 1 Milyar
2- İngilizce : 350 Milyon
3- İspanyolca : 250 Milyon
4- Hintçe : 200 Milyon
5- Arapça : 150 Milyon
Bir dil, bir ülkede resmi dil olmasa da belirli topluluklar içinde yaygın olarak konuşulabilir. Ayrıca çok dilin konuşulduğu bir ülkede herkes tarafından aynı düzeyde konuşulmasa da tek bir resmi dil olabilir. Örneğin Rusya’da çok sayıda dil konuşulmakta ve bunların önemli bir kısmı devlet tarafından, en azından ilkokullarda eğitim dili olarak tanınmaktadır, resmi dil Rusça’dır.
Çok dilli toplumlarda, resmi olmasa bile ortak bir anlaşma dili kullanma zorunluluğu vardır. Örneğin, “Dağlar Ülkesi” yanında “Diller ülkesi” olarak da adlandırılan Dağıstan’da Arapça, yüzyıllar boyu ortak dil olarak kullanılmış, daha sonra Kumukça’ya (Türkçe ile aynı aileden) geçilmiştir.
2- KAFKASYA’DA DURUM
İlk bölümde değinildiği gibi Kafkasya, Halklar ve diller ülkesidir. Bu dil çokluğundan ilk kez söz etmiş olan, M.Ö. 5. yy.’da yaşamış ünlü Yunan gezgin ve tarihçisi HERODOT’tur. Daha sonra yaşamış olan STARBON (M.Ö. 65-M.S.23) ve Romalı PLİNİUS (M.Ö.23-79) bu konuda bilgi veriyorlar. Ortaçağ Arap gezginlerinden AL MAKSUDİ, İBN HAVKAL, EBU FİDA ve diğerleri de bu konuda bilgi vermektedirler. Daha sonraları, günümüze dek birçok batılı ve Rus bilim adamları da Kafkas Dilleriyle ilgili araştırmalar yapmışlardır.
Dilci Friedrich Müller tarafından ortaya atılan “Kafkas Dilleri” terimi, 1864’ten beri kullanılmaktadır. Ancak, tarihsel bir kavram olan “Kafkas Dilleri” kapsamına girmez. Bu coğrafyada (Kafkasya’da), Hint-Avrupa dillerinden bazılarına (Ermenice, Osetçe, Kürtçe, Tatça), ya da Türk Dillerine (Azerice, Kumukça, Karaçay-Balkarca, Nogayca), Moğol kökenli Kalmukça, Samu dillerinden Asurca, Fin-Uygur dillerinden Estonca’ya rastlanmaktadır.
Kafkas Dilleri, hem Ural-Altay Dillerinden, hem de Hint-Avrupa Dillerinden farklı değişik bir dildir.
Her dil, değişim halindedir, sadece ölü diller değişmezler. Kafkas dilleriyle ilgili en iyi özet çalışma, Rusça baskısı 1965’te, Almanca baskısı 1969’da yayınlanmış olan Klimov’un Kafkas Dilleri adlı kitabıdır.
3- KAFKAS DİL AİLESİ
Yerli Kafkas dillerinin sayısı Amerikalı dilci Catford’a göre 37’dir. Bunların tümü yazılı dil değildir. Yazı dili olarak Kiril (Rus) alfabesini kullanırlar. Gürcülerin kendi özel alfabeleri vardır. Bugün bilim adamlarının ortak kanısı, Kafkas Dillerinin apayrı bir dil ailesi oluşturdukları şeklindedir. Kafkas dillerinin, tarihsel çağlarda herhangi bir yerden gelmediği ve en azından 4000 yıldır Kafkasya’da konuşulduğu kabul edilmektedir. Söz konusu olan Kafkas dilleri, yerli Kafkas dilleri olup, sonradan Kafkasya’ya geldiği bilinen ve bugün Kuzey Kafkasya’da konuşulan (örneğin Hint-Avrupa ailesinden Osetçe, Altay ailesinden Kumukça gibi) diller bilimsel sınıflamada Kafkas Dil ailesi içinde yer almazlar. 1970 yılı verilerini kullanan Catford’un tahminine göre, dünyada Kafkas dillerini konuşanların sayısı 6 milyon civarındadır. Gerçek rakam bunun üstünde olabilir. Örneğin Türkiye’de nüfus sayımlarında anadil sorulmamaktadır.
4- KAFKASYA DİLLERİNİN SINIFLANDIRILMASI
Kafkas Dil Ailesinin dışında, sonradan dışarıdan gelen halkların getirdikleri diller de vardır. Doğaldır ki bu halklar da Kafkasya’nın birer parçası olmuşlar, yerli halkla kaynaşarak Kafkas kültürünü ve kimliğini oluşturmuşlardır. Örneğin yerli dilleri konuşsunlar, konuşmasınlar Kumuk, Karaçay-Balkar, Nogay gibi Altay dillerini konuşan halklar ve Osetler, Tatlar gibi Hint-Avrupa dillerini konuşan halklar Kuzey Kafkasya kültürünün ayrılmaz parçaları olmuşlardır. Kafkasya’nın bu tarihsel bireşimi göz önüne alınarak Kafkasya dillerini iki sınıfa ayırmak mümkündür: Yerli Kafkas Dilleri, dışarıdan gelen diller.
A- Yerli Kafkas Dilleri:
1- Güney Kafkas Dilleri (Kartvel, İber)
– Gürcüce
– Zan Grubu (Mingrelce, Lazca)
– Svanca
2- Kuzey Kafkas Dilleri
a- Kuzeybatı Kafkas Dilleri
– Abnaz ya da Abazaca
– Çerkesçe ya da Adıgece (Kabardey, Besleney, Şapsığı, Kemguy, Bjeduğ.. şiveleri)
– Ubıhca (Abaza ve Adıge dilleri ile ortaklığı var)
b- Kuzeydoğu Kafkas Dilleri (Hazar dalı, Çeçen, Dağıstan-Nah)
– Vaynah grubu (Çeçence, İnguşca, Batsca)
– Avar, Andi, Dido grubu
– Avarca
– Andi grubu (Asıl Andi, Botlik, Godoberi, Karata, Bagulal, Tindi, Çamalal ve Akvağ)
– Dide (Tsuntal) grubu (Asıl dide, Kıvarşi, Kapuça, Hunzal)
– Arçiçe
– Lak-Dargi grubu
– Lakça
– Asıl Dargice, Kaytakça, Kubaşice
– Samur grubu
– Lezgice
– Agulca
– Rutulca
– Tsakurca
– Tabasaranca
– Budukça
– Dizekçe
– Kinalgukça
– Udice
B- Dışardan Kafkasya’ya Gelen Diller:
Bu dilleri üç kümede toplamak mümkündür:
1- Hint-Avrupa Dilleri:
1- Ermenice
2- İran Dili
– Kuzeydoğu İran: Osetçe
– Batı İran:
– Kuzeybatı İran: Talişçe, Kürtçe
– Güneybatı İran: Tatça
2- Altay Dilleri:
1- Türkçe:
– Oğuz grubu:
– Batı Oğuz: Azerice, Karapapakça
– Doğu Oğuz: Türkmence
– Kıpçak Grubu: Kumukça, Nogayca, Karaçay-Balkarca
3- Semitik Diller: Asurca (Batı Semitik Arami grubundan)
5- DİLLERİN DEĞİŞMESİ
Dünyada her şey değiştiği gibi, kuşkusuz diller de değişmektedir. Dilbilimciler, akrabalığı olan ya da aynı kökenden geldiği düşünülen dillerin ne kadar zaman önce farklılaşmaya başladığına ilişkin çalışmalar yapmışlardır.
Bu çalışmalarda bir kelime listesi esas alınmakta ve iki dilin birbirine benzer kelimeleri yüzde olarak saptanmaktadır. Bu yüzde ne kadar düşükse, dillerin o kadar eski bir tarihte ayrılmaya başladığı düşünülerek ayrılma tarihi tahmin edilmektedir. Örneğin eğer iki dil arasında %60 ortak kelime varsa, bu dillerin yaklaşık on yedi yüzyıl önce birbirinden ayrılmaya başladıkları belirtilmektedir. Zaman ölçeği en fazla 25.000 yıl öncesine gitmektedir. Kuşkusuz bu yöntemin yetersizlikleri vardır ve sonuçlar, yalnızca bir hipotez olarak ihtiyatla değerlendirilmektedir. Bu teknikteki en temel varsayım, ele alınan dillerin tek bir kökenden geldiğine ilişkindir. Oysa iki dil, iki ayrı kökenden gelseler bile, toplumların karşılıklı ilişkileri nedeniyle ortak kelimelere sahip olabilirler. Öyleyse bu tekniğin tek başına; türeme ilişkilerini ortaya koymadığını, ancak diğer bilimsel bulgularla birlikte anlamlı olarak kullanılabileceğini söyleyebiliriz. Ancak başka bir teknik getirilmediğinden, tüm yetersizliklerine karşın bu teknik, Swadesh ve Lees tarafından ilk uygulandığı 1940 yılından beri hala kullanılmaktadır, ve belli sınırlar içinde dilbilimsel değeri vardır.
Çeşitli araştırmacıların bu tekniği, yaklaşık 80-100 kelimelik listelere uygulayarak yaptıkları karşılaştırmalar, Kafkas dilleri arasındaki kelime ortaklıkları konusunda fikir vermektedir. Araştırmacılara göre bazı Kafkas dilleri arasındaki ortak kelime oranları şöyledir:
Kartvel Dilleri (Klimov’a göre):
Gürcü-Sıvan %30, Zan-Sıvan %30, Gürcü-Zan %44
Kuzeybatı Kafkas Dilleri (Catford’a göre): Abhaz-Adıge %27, Abaza-Adıge %31, Adıge-Wubıh %40, Abhaz-Abaza %80, Adıge-Kabartay %92
Dağıstan Dilleri (Catford’a göre): Avar-Akvakh %48, Avar-Hunzip %34 Avar-Lezgi %27
Kuzeybatı Kafkas ile Dağıstan Dillerinin Karşılaştırılması:
Adıge-Avar 99.75-12.9 (Tovar’a göre), 9x%10-14 (Catford’a göre) Abhaz-Avar %8-13 (Catford’a göre).
Bu kelime ortaklıkları esas alındığında, Svan’ın Gürcüce ve Zan’dan ayrılmaya başlaması yaklaşık 4000 yıl, Gürcüce’nin Zan’dan ayrılması ise 2700 yıl öncesine gitmektedir. Kuzeybatı Dillerine bakıldığında Adıge-Kabartay 270 yıl, Abhaz-Abaza 740 yıl, Abhaz/Abaza ile Adıge 4220 yıl önce farklılaşmaya başlamıştır.
Bu istatistiksel bulgular ya da hipotezler, tarihçilerin ve arkeologlara bazı yorumları ile birleştirilince daha anlamlı ve açıklayıcı olmaktadır. Yukarıdaki verilere göre Abhaz-Abaza dili ve Adıge dili arasındaki farklılıklar ilk kez M.Ö.2000 yıllarında oluşmaya başlamıştır. Örneğin dilbilimci Sulimirsky’e göre Kuzey Kafkas Maykop kültürünün başlangıcı M.Ö. 2500-3000 yıllarıdır ve bu kültürün Karadeniz kıyısında kuzeye doğru bir göç sonucu oluştuğunu belirten bir teori vardır.
Dilbilimci Catford’un araştırmasına göre:
– Güney ve Kuzey Kafkasya arasındaki yol ayrımı 1300-1400 yıl öncesinde başlamıştır (eğer ortak bir kökenden geliyorlarsa).
– Kuzey Kafkasya’nın batısı (Abhaz ve Adıge) ile doğusu (Dağıstan-Nah) arasındaki yol ayrımı, 10.300 yıl öncelerine gitmektedir.
– Doğu dillerinden Dağıstan Dilleri (Avar-Andi-Dide grubu) ile Çeçence’nin farklılaşması 7000 yıl öncesine gitmektedir.
– Dağıstan dilleri arasındaki farklılaşmalar ise 4000 yıl öncesinden başlamış olmaktadır.
Bu tahminlerin ihtiyatla karşılanması gerekmektedir. Örneğin, ortak kelimelerden biri konusunda yanlış analiz yapılırsa, sonuçta 300 yıllık bir süre hatası yapılmış olmaktadır. Kafkas Dillerinin birbirleriyle benzerlikleri yanında, Avrupa’da izole bir dil olan Baskça ve eski bir Ortadoğu dili olan Urartuca ve belgelenmiş en eski yazıtlara sahip olan Hititçe gibi dillerle olan ilişkileri konusunda geliştirilmiş teoriler de vardır. Bu ilişkilerin daha sağlam bilimsel dayanaklara kavuşturulması, dilbilimci, tarihçi antropolog vb. bilim adamlarının yeni çalışmalarını beklemektedir.
6- ÇERKESÇE SÖZCÜKLER
1818-24 yıllarında Kafkasya’da Çerkesler arasında yaşamış olan Fransız De Marigny, Çerkesçe’ye merak sarmış ve kısa bir Çerkesçe sözlük hazırlamış. Bir örnek olması bakımından bu sözlükten seçilmiş olan bazı kelimeleri alıyoruz.
Daha önce değinildiği gibi 58 sesli olan Çerkesçe’nin Türk alfabesindeki 29 sesle yazılması mümkün olmadığından, burada Türk alfabesi ile yazılabilecek olanları seçtik.
Çerkesçe | Türkçe | Çerkesçe | Türkçe |
Blıpe | Pazartesi | O sapşı | Hoş geldin |
Gubce | Salı | Se | Ben |
Bereskeji | Çarşamba | Lı | Et |
Mefeuk | Perşembe | Şığın | Elbise |
Pereskeşhoe | Cuma | A | El |
Mefezauk | Cumartesi | Abjane | Tırnak |
Thaumaf | Pazar | Pse | Ruh, can |
Nepe | Bugün | Psegoed | Günah |
Negoe | Gidelim | Koe | Domuz |
Şıa? | Var mı? | Tığuj (Dığuj) | Kurt |
Wetgeje | Hoşçakal | Ha | Köpek |
Tıs | Otur | Şı(Çı) | At |
Pao | Şapka | Şha | Kafa |
Çu(vı) | Öküz | Tha | Tanrı |
Jake | Sakal | Se Kıseta (Se kızet) | Bana ver |
Je | Ağız | Psı | Su |
Fıjı | Beyaz | Şuzı (Fız) | Kadın |
Bağsıma | Boza | Pşaşe (Gıgebz) | Kız |
Fabe | Sıcak | Şawe | Oğul |
Atake (adake) | Horoz | Kuaye (Koey) | Peynir |
Haynape | Ayıp | Hajığe (hacığe) | Un |
Psape | Sevap | Şhal | Değirmen |
Pae (paçe) | Bıyık | Şhaltes | Değirmenci |
Kagoe | Gel | ThaWı ğapsew | Sağol |
Goe | Git | Dişe | Altın |
Ne | Göz | Tıjın (Dışın) | Gümüş |
Nape | Yüz | Wune | Ev |
De | Ceviz | Çemı (Jem) | İnek |
Dejiy (Dejey) | Fındık | Mel | Koyun |
Bzıwu (Bzuw) | Kuş | Pçenı(Bjen) | Keçi |
Thagume | Kulak | Şıne | Kuzu |
Bjım (Bjın) | Soğan | Şejiy (Şejey) | Bıçak |
Te Wugore | Nereye | Psey | Çam |
(Dene Wuoğre) | gidiyorsun? | Naşe | Kavun |
Haluğ | Ekmek | Gu | Kalp |
Çetı (Ketı-Ged) | Tavuk | Pşe (Pşedık) | Boyun |
Baje | Tilki | Nıbe | Karın (Mide) |
Tığe (Dığe) | Güneş | Guçıen (Guşıen) | Konuşmak |
Maze | Ay | öın | Ağlamak |
Şığu-çıuğ | Tuz | Pğe | Odun |
We | Sen | Mez | Orman |
7-AVCI DİLİ
Avcılık dönemini yaşayan diğer toplumlarda olduğu gibi Çerkeslerde de “Avcı Dili” denilen bir dil kullanılırdı. Bunun nedeni, hayvanların da insan dilini anladıkları inancıydı. Bu inanca göre av sırasında hayvanların adını anmak onların kaçmalarına neden olacağından takma adlarıyla anılırlardı.
Kafkasya’da Mezdoğ bölgesi Çerkesleri, “Kurt adını anarsanız üstümüze saldırır bizi parçalar, sakın adını söylemeyin” derlermiş. Kurt sözcüğü yerine orman köpeği, kır köpeği takma adları kullanılırmış. Avcılık dışında da bazı durumlarda örtmece adlar kullanılırdı. Örneğin korkulan hastalıkların adları da değiştirilir, takma adlar kullanılırdı. Yine geleneklere göre evin gelini aile üyelerini gerçek adlarıyla çağıramaz, onları kendi taktığı güzel ve özel adlarla çağırırdı.
Tekrar avcı diline dönecek olursak, av hayvanlarının anlamamaları için onların adlarını söylemezler, kendi koydukları adları söylerlerdi. Bu adlar, aynı zamanda hayvanların özelliklerini de yansıtırdı. Bununla ilgili olarak şu örnekleri verebiliriz:
Türkçe adı | Çerkesçe adı | Çerkesçe Adı | Takma adın anlamı |
Geyik | Şıh | Bjabe | Çok boynuzlu |
Ayı | Mışe | Lebısej | Keçe ayak |
Tilki | Baje | Thağepz | Yalancı |
Domuz | Koe | Peşabe | Yumuşak burunlu |
Kurt | Tığuj (Dığuj) | Şğoeeyj | Vahşi boz renkli |
Avcı | Şagoe | Pşerıh | Av getiren |
KAYNAKÇA:
1) Menteş, Gökhan M., Diller ve Kafkas Dilleri Üzerine Kafkas (Şamil Vakfı Bülteni) İstanbul, Aralık, 1998
2) Çerkesya Seyahatnamesi: Şövalye Taitbout De Marigny, Çev. Aydın Osman Erkan, Nart Yayıncılık, İstanbul, 1996
3) Bell, James S., Çerkesya’dan Savaş Mektupları, Çev. Sedat Özden, 1837-39 Kafkas Vakfı yayınları, İstanbul, 1998
4) Kafkas Dilleri, Kaf Yayınları, İstanbul, 1990
5) Bağ, Yaşar, Türklerde ve Çerkeslerde Kültür, Din ve Tanrı, Çiviyazıları Yayınevi, İstanbul, 1998