Üç Saate Sığmayan Binlerce Yıl
İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde üç saat geçirdim. Yetmedi. Zaten böyle bir müzeyi üç saatte gezip bitirmek mümkün mü? Bir salondan diğerine geçerken yalnızca eserlerin değil, zamanın da içinden geçiyorsunuz. Bir heykelin karşısında Antik Yunan’dasınız, birkaç adım sonra Babil’e, ardından Mısır’a, Fenike’ye, Anadolu’ya uzanıyorsunuz. Ama bugün müzede yalnızca tarihe bakmadım. Eserlere biraz da bugünün gözleriyle baktım. Bazıları beni yakaladı, bazıları ise bütün ihtişamına rağmen içimde bir karşılık bulmadı.[1] Demeter’in Sessizliği İlk aklımda [...]
Eş ve Çocukların Düşmanlığı
Tegâbün[1] Sûresi 64/14-15. Âyetleri Üzerine “Hikmetli oğul babasını sevindirir; akılsız oğul ise annesine kederdir.”[2] Kral Süleyman Kur’an-ı Kerîm kendi ifadesiyle apaçık ve anlaşılır bir kitaptır. Bu açık bir manifestodur ve bu iddiaya göre onu okuyan herkes zorlanmaksızın onu anlayabilecektir.[3] Metne daha derin yaklaşanlar, bu apaçık anlamın geçerliliğini inkâr etmezler ama her cümlenin ardında, doğrudan okumayla seçilemeyen daha derin anlamların barındığını, bunun anlayış ve deneyimle malum olduğunu beyan ederler.[4] Dolayısıyla kitap [...]
Nolan’ın Odysseus’u: Bir Mitin İtirafları
Uyarı: Bu yazı, 2026 yılında vizyona giren Christopher Nolan’ın yönettiği The Odyssey hakkında sürprizbozan içermektedir. Christopher Nolan'ın The Odyssey'ini izledikten sonra ilk iş yolculuğun güzergâhını çıkardım. Sonra düşüncelerimi de yazınca yıllardır yolumu aydınlatan bir dostum yayımlanmasını önerdi. Sorumluluk duygusuyla filmi ikinci kez izledim ve ayrıntılardan büyük zevk aldım. Önce "yönetmenin en iyi filmi mi?" tartışmasında nerede durduğumu söyleyeyim: Inception benim için hâlâ en önde; The Odyssey ise kaçırılmaması [...]
Gözyaşı: Zaafın Değil, Yaratılışın Suyu
Her şeyi ölçmeye çalıştığımız bir dönemde yaşıyoruz. Beynimizin kaç milyon nöron taşıdığını biliyor, genomun harflerini tek tek diziyor, kalp atışlarımızı saniyesi saniyesine kaydeden akıllı saatleri bileklerimizde taşıyoruz. Bu telaş ve hız çağında insana dair her şeyi bir veriye, bir sayıya ve grafiğe indirgedik. Tabii hâlâ verilere dökemediğimiz şeyler de var; mesela gözümüzden süzülen bir damla tuzlu suyu hâlâ tam bir yere oturtabilmiş değiliz. Bir damla tuzlu suyu bir zayıflık ve [...]
İsmail Emre Doğuşları Üzerine Açıklamalar
Doğuş No: 0640 "Ne kadar medhetsek, az…" Birinci Dörtlük Ne kadar medhetsek, az… Hakikat hiç pas tutmaz; Bu “gönül ağacı”nda Her kuş yuva yapamaz. Açıklama İsmail Emre bu Doğuşa, hakikatin değişmezliği ve insanın hakikati taşıyabilme kabiliyeti üzerine dikkat çekerek başlamaktadır. “Hakikat hiç pas tutmaz.” sözü, hakikatin zamana bağlı olarak eskimeyeceğini, insanların ona yaklaşımının değişebileceğini; ancak hakikatin kendisinin hiçbir zaman değişmeyeceğini ifade etmektedir. Lütfi Filiz de hakikati, varlıkların kendisi değil; bütün [...]
















